Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ticari ilişkiler, 13 Ekim 2026’da Brüksel’de yapılması planlanan üst düzey toplantıyla yeniden gündeme geliyor. Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile Avrupa Komisyonunun Ticaretten ve Ekonomik Güvenlikten Sorumlu Üyesi Maroš Šefčovič’in eş başkanlığındaki görüşmede, Gümrük Birliği’nin işleyişi, ticari engeller ve AB’nin yeni sanayi politikaları ele alınacak.
Türkiye-AB Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu’nun üçüncü toplantısında, iki taraf arasındaki ticareti etkileyen mevcut sorunların değerlendirilmesi bekleniyor.
Gündemin öne çıkan başlıkları arasında karayolu taşımacılığındaki geçiş kotaları, iş insanlarının karşılaştığı vize güçlükleri, kamu alımlarında karşılıklı erişim ve Gümrük Birliği’nin daha etkin işlemesi bulunuyor.
Ticaret Bakanlığı, 7 Ekim’de AB üyesi ülkelerin Ankara büyükelçileriyle gerçekleştirilen toplantıda da bu konuların ele alındığını açıklamıştı.
Türkiye’nin öncelikli beklentisi, mevcut ticaret düzeninin daha verimli işlemesi ve Türk firmalarının Avrupa pazarındaki faaliyetlerini zorlaştıran engellerin azaltılması.
Görüşmelerin dikkat çeken başlıklarından biri de Avrupa Birliği’nin hazırladığı Sanayi Hızlandırma Yasası (Industrial Accelerator Act) taslağı.
AB’nin Made in EU yaklaşımı kapsamında şekillenen yeni sanayi politikaları, Avrupa’daki üretim ve tedarik zincirlerine ilişkin kuralları yeniden düzenlemeyi hedefliyor.
Türkiye ise AB ile mevcut Gümrük Birliği ortaklığının ve güçlü sanayi entegrasyonunun bu düzenlemelerde dikkate alınmasını istiyor.
Özellikle otomotiv, otomotiv yan sanayi ve makine gibi Avrupa üretim zincirleriyle yakın bağlantıları bulunan sektörler açısından nihai düzenlemenin kapsamı önem taşıyor.
Buradaki kritik ayrıntı: Sanayi Hızlandırma Yasası henüz görüşülen bir mevzuat taslağı. Türk üreticilerine yönelik yeni bir kısıtlamanın kesinleştiği veya Gümrük Birliği şartlarının değiştiği anlamına gelmiyor.
Ticaret Bakanlığı verilerine göre Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ticaret hacmi, 2025 yılında yaklaşık 233 milyar dolara ulaştı.
Türkiye’nin toplam mal ihracatının yaklaşık %43’ü AB ülkelerine gerçekleştirilirken, ithalatının yaklaşık %32’si de bu pazardan karşılandı.
Avrupa Komisyonunun verilerine göre Türkiye, 2025 yılında AB’nin en büyük beşinci mal ticareti ortağı oldu.
Bu rakamlar, Avrupa Birliği’nin Türkiye açısından yalnızca önemli bir satış pazarı olmadığını; üretim, ara malı tedariki ve yatırım ilişkilerinde de merkezi bir konumda bulunduğunu gösteriyor.
Brüksel görüşmelerinden çıkabilecek sonuçlar, özellikle Avrupa’ya düzenli ihracat yapan firmalar açısından yakından takip edilecek.
Ancak toplantının tek başına yeni bir ticaret anlaşması, Gümrük Birliği modernizasyonu veya doğrudan mevzuat değişikliği anlamına gelmediğini de belirtmek gerekiyor.
13–14 Ekim tarihlerindeki Brüksel temaslarında özellikle Gümrük Birliği’nin işleyişi, ticari engellerin azaltılması ve AB’nin yeni sanayi düzenlemelerinde Türkiye’nin konumu öne çıkıyor.
Görüşmelerin ardından yapılacak açıklamalar, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ekonomik ilişkilerin önümüzdeki dönemde nasıl şekillenebileceğine ilişkin önemli ipuçları verebilir.
Türk ihracatçıları açısından asıl belirleyici olan, görüşmelerde ele alınan başlıkların ilerleyen dönemde hangi somut uygulamalara ve düzenlemelere dönüşeceği olacak.