Ürününüz kaliteli, fiyatınız rekabetçi, üretim kapasiteniz yeterli. Peki yabancı bir alıcı firmanızın kataloğunu açtığında aynı kaliteyi görebiliyor mu?
İhracatta tasarım çoğu zaman ikinci planda kalıyor. Oysa ithalatçının firmanızla ilk karşılaşması bir ürün fotoğrafı, katalog veya internet sitesi üzerinden olabilir.
İhracatçıların farkında olmadan yaptığı bazı hatalar var. Üstelik bunların çoğu büyük bütçeler gerektirmeden düzeltilebilir.
Binlerce dolarlık bir makineyi cep telefonuyla, yetersiz ışıkta fotoğraflayıp kataloğa koyduğunuzu düşünün.
Alıcı ürünün gerçek kalitesini nasıl değerlendirecek?
Profesyonel ürün fotoğrafçılığı yalnızca güzel görüntüler elde etmek değildir. Malzemeyi, işçiliği, ölçüleri ve ürünün kullanım alanını doğru gösterebilmektir.
Büyük başlıklar, rengârenk kutular, onlarca ikon, birbirine benzeyen ürün fotoğrafları…
Her şey dikkat çekmeye çalışıyorsa aslında hiçbir şey öne çıkmaz.
Tasarımda buna görsel hiyerarşi sorunu diyoruz. İyi hazırlanmış bir katalogda okuyucunun önce ürünü, ardından önemli özellikleri görmesi gerekir.
Boş alanlar israf değil, tasarımın bir parçasıdır.
Özellikle makine, yapı malzemesi ve endüstriyel ürün kataloglarında sık karşılaşılan bir hata.
Fotoğraflar etkileyici olabilir. Ancak kapasite, ölçüler, malzeme özellikleri veya ürün kodları kolayca bulunamıyorsa katalog amacına ulaşamaz.
B2B ticarette güzel tasarım kadar bilgiye hızlı ulaşmak da önemlidir.
Türkiye’de başarılı olan bir ambalajın Almanya’da veya Japonya’da aynı karşılığı bulacağını düşünmek yanıltıcı olabilir.
Renklerin çağrışımları, görsel semboller ve tüketici beklentileri pazarlara göre farklılaşabilir.
İhracata yönelik tasarımda yalnızca dili değiştirmek değil, hedef müşterinin ürünü nasıl algılayacağını araştırmak gerekir.
Çok küçük yazılar, düşük kontrastlı renkler ve sırf şık görünsün diye kullanılan okunması zor fontlar…
Bir ambalaj estetik açıdan başarılı olabilir. Ancak tüketici ürün bilgilerini okuyamıyorsa tasarımın önemli bir işlevi eksik kalır.
Üstelik bazı sektörlerde bu yalnızca tasarım sorunu değildir.
Örneğin Avrupa Birliği’ne ihraç edilen gıda ürünlerinde zorunlu etiket bilgilerinin belirli okunabilirlik ve dil kurallarına uygun olması gerekir.
Aynı Ürün, Farklı Ambalaj: Hangisi Daha Çok Satar? blog yazımızı inceleyebilirsiniz.
Web sitesinde mavi, katalogda kırmızı, fuar standında tamamen farklı bir logo…
Bu tür tutarsızlıklar markanın tanınmasını zorlaştırır.
Kurumsal kimlik yalnızca logo tasarlamak değildir. Renklerin, tipografinin, fotoğraf dilinin ve diğer görsel unsurların bütün iletişim kanallarında tutarlı kullanılmasıdır.
Özellikle yeni pazarlara giren firmalar için bu bütünlük profesyonel bir ilk izlenimi destekler.
Bir internet sitesi masaüstünde kusursuz görünebilir. Peki telefonda da öyle mi?
Ürün kataloğu açılmıyor, teknik bilgiler bulunamıyor veya teklif talep formuna ulaşmak zor…
Böyle bir durumda estetik tasarım, kullanıcı deneyiminin önüne geçmiş demektir.
Yabancı alıcı, firmanızın internet sitesine girdiğinde aradığı ürüne ve iletişim bilgilerinize kolayca ulaşabilmeli.
İyi tasarımın amacı yalnızca dikkat çekmek değil, ürünün değerini doğru anlatmaktır.
İhracatta güçlü bir ürünün yanında güçlü bir görsel iletişim de gerekir. Bunun için her zaman gösterişli tasarımlara veya büyük bütçelere ihtiyaç yok.
Bazen doğru bir ürün fotoğrafı, sadeleştirilmiş bir katalog ya da okunabilir bir etiket, firmanızın kendini anlatma biçimini değiştirebilir.
Çünkü yabancı bir müşteri ürününüzün kalitesini henüz bilmiyor olabilir. Ama onu nasıl sunduğunuzu ilk bakışta görür.