Dünya ticaretini durdurmak için bazen devasa bir limanın kapanması gerekmiyor. Haritada yalnızca 29 kilometre genişliğindeki bir deniz geçidinde yaşanan güvenlik sorunu bile binlerce kilometre uzaktaki ülkelerin ticaretini etkileyebiliyor. Bab el-Mandeb Boğazı tam da böyle bir yer.
Kızıldeniz’in güneyindeki bu dar geçit, son dönemde yeniden uluslararası ticaretin gündeminde. Yemen kıyılarındaki çatışmalar ve gemilere yönelik güvenlik tehditleri, Asya ile Avrupa arasındaki önemli deniz yollarından birinin geleceğine ilişkin endişeleri artırıyor.
Bab el-Mandeb Boğazı, Yemen ile Afrika kıyısındaki Cibuti ve Eritre arasında bulunuyor.
Kızıldeniz’i Aden Körfezi’ne bağlayan boğaz, Süveyş Kanalı üzerinden Asya ile Avrupa arasında seyreden gemiler için stratejik bir geçiş noktası.
Önemi yalnızca konteyner taşımacılığıyla sınırlı değil.
ABD Enerji Enformasyon İdaresinin (EIA) verilerine göre 2026’nın ikinci çeyreğinde boğazdan günde yaklaşık 8,1 milyon varil petrol ve petrol ürünü geçti.
Bu nedenle bölgede yaşanacak ciddi bir aksama yalnızca taşımacılığı değil, enerji piyasalarını da etkileyebilir.
Bab el-Mandeb üzerinden güvenli geçiş sağlanamadığında gemilerin başlıca alternatiflerinden biri, Afrika’nın güneyindeki Ümit Burnu rotası.
Ancak bu yolculuk daha uzun.
Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Kuruluşu (UNCTAD), Eylül 2026’da dikkat çekici bir örnek paylaştı:
Suudi Arabistan’ın Yanbu Limanı’ndan Güney Kore’ye gönderilen ham petrolün taşınması, Bab el-Mandeb’den kaçınıldığında yaklaşık 24 günden 54 güne uzayabiliyor.
Yani belirli bir sevkiyatta yaklaşık bir ay ek yolculuk söz konusu.
Daha uzun rota; daha fazla yakıt tüketimi, artan sigorta giderleri, gemilerin daha uzun süre meşgul olması ve teslimat takvimlerinde belirsizlik anlamına geliyor.
Bir geminin rotası değiştiğinde yalnızca denizdeki mesafe uzamıyor. Ürünün maliyeti, teslimat süresi ve müşterinin sipariş planı da değişebiliyor.
Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), Temmuz ve Ağustos 2026’da Kızıldeniz’deki ticari gemilere yönelik saldırılara ilişkin açıklamalar yayımladı.
Ekim ayının ilk haftasında ise Reuters, Bab el-Mandeb çevresindeki Yemen kıyılarında yeniden yoğunlaşan çatışmaları ve bölgenin kontrolüne yönelik mücadeleyi haberleştirdi.
Bu gelişmeler boğazın tamamen kapandığı anlamına gelmiyor. Ancak güvenlik riski nedeniyle gemilerin rota değiştirmesi, ticaretin aksaması için tek başına yeterli olabiliyor.
Türkiye’den Asya’ya yapılan bazı deniz sevkiyatları ile Asya’dan Türkiye’ye gelen ithalat yükleri, Süveyş Kanalı ve Kızıldeniz güzergâhını kullanabiliyor.
Bu nedenle Bab el-Mandeb çevresindeki riskler Türk firmaları için de önem taşıyor.
Özellikle şu üç konu öne çıkıyor:
Elbette her ihracat rotası aynı ölçüde etkilenmez. Riskin büyüklüğü ürünün varış noktasına, kullanılan taşıma hattına ve sözleşme koşullarına bağlıdır.
TurkishExporter üzerinden yeni pazarlara ve ithalatçı firmalara ulaşmayı hedefleyen ihracatçılar açısından da bu gelişmeler, müşteri araştırması kadar lojistik planlamanın önemini hatırlatıyor.
Bab el-Mandeb, dünya ekonomisinin birbirine ne kadar bağlı olduğunu gösteren çarpıcı örneklerden biri.
Bir ülkede üretilen ürünün başka bir kıtadaki müşteriye ulaşması; gemilerin güvenliğine, açık ticaret yollarına ve öngörülebilir taşıma sürelerine bağlı.
Bazen ihracatın önündeki en büyük engel, müşteri bulamamak değil; müşteriye ulaşan yolun uzamasıdır.