Türkiye ile İran arasındaki ticaret devam ediyor ancak finans, yaptırımlar ve ulaşım kanallarındaki yeni gelişmeler ihracatçılar için oyunun kurallarını değiştiriyor. Yaklaşık 6 milyar dolarlık ticaret hacmine sahip iki ülke arasında özellikle ödeme, bankacılık ve lojistik süreçleri artık daha yakından takip edilmek zorunda.
📊 2025 Türkiye – İran Ticareti
Yaklaşık 6 milyar $ toplam ticaret hacmi
Yaklaşık 3 milyar $ Türkiye’nin İran’a ihracatı
Yaklaşık 2 milyar $ İran’dan ithalat
Ticaret Bakanlığı’nın 2026 İran Ülke Profili’nde de 2025 yılı için Türkiye’nin İran’a ihracatı yaklaşık 3 milyar dolar, ithalatı yaklaşık 2 milyar dolar ve toplam ticaret hacmi yaklaşık 6 milyar dolar seviyesinde gösteriliyor. İran, aynı yıl Türkiye’nin ihracatında 25’inci, ithalatında ise 28’inci sırada yer aldı.
📄 İran – Türkiye Ticaret İlişkileri Ambargo THY Bankalar TurkishExporter – PDF
İran ile ticarette son dönemde öne çıkan risk yalnızca ürünlerin gümrükten geçirilmesi değil. Ödeme ve tahsilat süreçleri, ihracatçı açısından en az ürün satışı kadar önemli hale geliyor.
PDF’de yer alan değerlendirmeye göre İran bağlantılı işlemlerde bankaların uyum politikaları, muhabir banka ilişkileri ve yaptırım kontrolleri nedeniyle para transferlerinde ek riskler ortaya çıkabiliyor. Bir ürün doğrudan yaptırım kapsamında olmasa dahi ödeme zincirindeki banka veya taraflardan birinin yaptırım listesinde bulunması işlemin gecikmesine ya da durmasına yol açabiliyor.
Bu nedenle İran’a satış yapacak şirketlerin yalnızca alıcı firmayı değil;
alıcı → ortaklık yapısı → banka → ürün → nihai kullanıcı → lojistik → tahsilat
zincirinin tamamını kontrol etmesi önem kazanıyor.
İran ticaretinin ikinci kritik başlığı ise ulaşım.
ABD Hazine Bakanlığı 8 Eylül 2026’da İran havacılık sektörünü hedef alan geniş kapsamlı yeni bir yaptırım paketi açıkladı. Paket; havayollarının yanı sıra havacılık sektörüne finansman, lojistik, tedarik ve diğer destekleri sağlayan yapıları da kapsıyor.
PDF’de, 22 Eylül 2026 itibarıyla basında THY, AJet ve Pegasus’un İran uçuşlarının durdurulduğu veya rezervasyon sistemlerinde ileri tarihler için uçuşların görünmediği yönünde haberlerin bulunduğu aktarılıyor. Ancak bunun doğrudan ve yalnızca ABD yaptırımlarından kaynaklandığını gösteren kapsamlı bir şirket açıklaması olmadığı için kesin bir neden-sonuç ilişkisi kurulmuyor. Bölgesel güvenlik, hava sahası koşulları, operasyonel riskler ve yaptırım uyumu birlikte değerlendiriliyor.
Havayolu bağlantılarındaki daralma Türkiye–İran ticaretinin duracağı anlamına gelmiyor.
İki ülke arasındaki ticaretin önemli bir bölümü karayoluyla sürdürülebiliyor. Özellikle Gürbulak–Bazargan sınır hattı, hem ikili ticaret hem de İran’ın Avrupa bağlantısı açısından stratejik önem taşıyor.
Hava ulaşımındaki sınırlamalar ilk aşamada daha çok;
etkileyebilir.
Buna karşılık kara taşımacılığının İran ticaretindeki ekonomik önemi daha da artabilir.
İran’ın Batılı finans ve tedarik kanallarına erişimi daraldıkça yakın coğrafyadaki üreticilere yönelme ihtimali artabilir.
Türkiye bu noktada makine, yedek parça, gıda, ambalaj, plastik, tekstil hammaddeleri, kimya, mobilya, yapı malzemeleri ve çeşitli ara malları açısından güçlü bir üretim altyapısına sahip. PDF, bu sektörlerde ticari fırsat oluşabileceğini ancak bunun otomatik bir avantaj olarak görülmemesi gerektiğini özellikle vurguluyor.
Çünkü yaptırım kapsamındaki bir kişi, banka, kuruluş, nihai kullanıcı veya ürünle yapılacak işlem şirket açısından ciddi hukuki ve finansal sonuçlar doğurabilir.
İran pazarında artık yalnızca:
“Kime satabilirim?”
sorusunun cevabı yeterli değil.
Şirketlerin aynı zamanda;
“Hangi ürünü, hangi banka üzerinden, hangi ödeme yöntemiyle ve hangi lojistik kanalla güvenli şekilde satabilirim?”
sorusunu da yanıtlaması gerekiyor. PDF’nin temel değerlendirmesi de bu yönde: İran pazarı ortadan kalkmış değil, ancak pazara giriş ve ticareti sürdürme kuralları zorlaşıyor.
Yaklaşık 6 milyar dolarlık ticaret hacmi ve iki ülke arasındaki kara sınırı düşünüldüğünde İran, Türk ihracatçıları açısından önemini koruyor.
Ancak 2026’nın ikinci yarısında ortaya çıkan gelişmeler üç temel eğilimi öne çıkarıyor:
Finans kanalları daralıyor.
Havayolu bağlantılarında belirsizlik artıyor.
Kara lojistiğinin stratejik önemi yükseliyor.
Bu nedenle İran pazarında büyümek isteyen Türk şirketleri açısından yeni dönemin anahtar kelimeleri yalnızca satış ve müşteri bulmak değil; uyum, tahsilat, banka kontrolü ve güvenli lojistik olacak.
⚠️ Önemli not: İran’a yönelik yaptırım rejimleri ve havayolu operasyonları hızlı değişebildiği için her ticari işlem öncesinde güncel Türkiye, ABD, AB ve BM düzenlemeleri ile ilgili bankaların uyum politikalarının ayrıca kontrol edilmesi gerekiyor. PDF de bu konuda açık bir güncellik uyarısı içeriyor.
Kaynak: TurkishExporter – İran-Türkiye Ticaretinde Yeni Dönem, 22 Eylül 2026; T.C. Ticaret Bakanlığı İran Ülke Profili 2026; ABD Hazine Bakanlığı/OFAC açıklamaları.